DÜNYAMA HOŞGELDİNİZ.



ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP



Hakkımda

Merhaba siteme hoş geldiniz.Adım Hilal burcum balık bu benim ikinci sitem ama blog olarak 1. sitem öbür sitemi mynette yaptım..Müzik dinlemeyi,bilgisayar oynamak,,kitap okumak,resim yapmayı çok ama çok seviyorum...tekrardan SİTEME HOŞGELDİNİZ....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Saat

Kategoriler


Bannerlerim

Saygılar Efendim xD


Arkadaşlarımın Bannerleri

Saygılar Efendim xD


Arkadaşlarım

ikizler

ilke94

larasyagezegeni

fidelya

berfin03

pamuksu

mmelikee

gegi

comical

candydoll

sekerkizgizem

crazyygirllgizemm

koddunyasi

zeynepyilmaz

arda1999

yelisi

simayindunyasi

Esen İrem GökTuğ

winxgirlsworld

esra34255

96cemrem

cemrevemerve

ismono

colouredworld

nisanyagmuru95

ekinveeren

nisanyagmuru94


15/5/2009 - Bu kim..?

Kategori: Herkes i_in__

Sizce Bu kim Küçük Bir İpucu:Sanatçı..
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




15/5/2009 - HEMŞİRELER HAFTASI (12 - 18 Mayıs)


HEMŞİRELER HAFTASI (12 - 18 Mayıs)

Tarihi çok eski olan hemşirelik mesleği; Eski Mısır, Hindistan, Yunanistan ve Roma’da ilk çağlarda bugünkü biçimde olmasa bile yapılmaktaydı.

Dünyada modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale (Florans Naytingel) olup, ilk hemşirelik okulunu da 1962 yılında Londra’da açmıştır.

Ülkemizde ilk olarak "Hilal-i Ahmer Cemiyeti" (Kızılay) 1911 yılında hemşirelik kursları açmıştır. Bu kursları bitiren hemşireler; 1912–1914 Balkan Savaşları ile 1914–1918 Birinci Dünya Savaşı’nda hasta ve yaralı askerlere bakmışlardır. Cumhuriyet sonrası ilk Hemşirelik Okulu İstanbul’da açıldı.

Bunu 1939 yılında Ankara’da açılan Askeri Hemşirelik Okulu izledi.

1943’te Verem Savaş Derneği, 1946’da Sağlık Bakanlığı İstanbul’da birer Hemşirelik Okulu açtılar. Daha sonra diğer illerde bu tip okullar açıldı. Bu okullar ortaokul düzeyinde üç yıl, lise düzeyinde dört yıl eğitim vermekteydi. Günümüzde 4 yıllık Sağlık Kolejlerine dönüştürülmüşlerdir. Kolej ve lise mezunlarına eğitim veren 4 yıllık Yüksek Hemşirelik Okulları da halen faaliyettedir. Bu okullardan en ünlüsü İstanbul’daki Florance Nightingale Yüksek Hemşirelik Okulu’dur. Çeşitli üniversitelere bağlı hemşirelik okulları da vardır.

12 Mayıs’ta hemşireliğin kurucusu Florance Nightingale doğduğu için, ona izafeten "Hemşirelik Haftası"nın başlangıç günü olmuştur.
12–18 Mayıs tarihleri arasında başta hemşireliğin kurucusu Florance Nightingale (1820–1910)’in özverili, sevecen, gece ve gündüz hizmetleri saygıyla anlatılırken, hemşirelik mesleğinin de kutsallığını vurgulamak gerekir.

Hemşirelik; insan sevgisiyle dolu, şefkatle, sabırla yapılan kutsal ve onurlu bir meslektir.
Bu hafta değerlendirilirken, hemşirelik mesleğinin sorunları ortaya konur ve çözümler üretilir. Mesleğin önemine toplumun dikkati çekti.

Nightingale, Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den gelerek, Üsküdar’daki Selimiye Kışlası’nda hemşirelik yapmış ve büyük ün kazanmıştır. 1964 yılından itibaren ülkemizde de her 12 Mayıs Günü "Hemşireler Günü" olarak kutlanmaktadır.

Sağlık, bireylerde, zorunlu, vazgeçilmez ve hayatın her döneminde aynı önemi koruyan temel ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyaca cevap veren personel içinde en önemli meslek grubu ise hemşirelerdir.

Hemşirelik, güç çalışma şartlarını gerektiren, özveri, sabır, hoşgörü kavramlarını içinde bulunduran zor bir meslektir. Hemşirelik, diğer mesleklerde olduğu gibi, toplumsal ihtiyaçlardan doğan, insan hayatıyla yakında ilgili bir meslektir; ekip çalışmasını bilen, el becerisi olan, hızlı çalışan hünerli eller ister; temelinde sevgi, saygı yatar. Hemşire din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin, birey, aile ve topluma sağlığını kazandırmak için çalışır. Bu nedenle, sevgiden, şefkatten, disiplin ve ciddiyetten uzak bir kişinin bu mesleği icra etmesi mümkün değildir; çünkü hemşire, sağlığı yerinde olmayan, yardıma muhtaç insanlara hizmet vermektedir. Bu yönü düşünüldüğünde, hemşirelerin, hem eğitim açısından hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir meslek grubu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




15/5/2009 - Blogum 2 Yaşında..:)

Arkadaşlar Sitem 2 Yaşına Girdi Ve Ben 1 Ay Geciktim Söylemek İçin Nese : D



ARKADAŞLAR ARANIZA KATILALI TAM 2 YIL OLDU.
BENİ YANLIZ BIRAKMAYAN TÜM ZİYARETÇİLERİME 
ARKADAŞLARIMA DOSTLARIMA ÇOK TEŞEKKÜREDERİM.. =)
                                                                                                             portakal155

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




25/1/2009 - Forum

http://rackim.yetkinforum.com Site yeni ama çok güzel ben üyeyim kızlar isterseniz sizde olun.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




19/1/2009 - Serserime

Arkadaşlar bu bloglar arası çok yaygın bende koyayım dedim ama kouken çok duygulandım..

Serserime
Elime son kez aldim kagit kalemi,
Bu sana son mektubum.
Postaci son bir kez haber getirecek
Benden sana.
Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye,
Ne sevgiye ne de hislere.
Simdi elimde bir sigara var,
Bugün çok içtim.
Bilirim kizacaksin, “Içme demistim” diyeceksin,
Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim.
Son kez bu kalp derdinle dolu.
Bu mektubumda
Seni ne kadar sevdigimi
Özledigimi yazmayacagim.
Artik degistim ben.
Senin umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM.
Takmiyorum artik ben de seni.
Hani bende bir resmin varya,
Arkadasima verdim SERSERIM.
Çok begenmis seni,
“Al senin olsun” dedim
Ama dikkat etmesini de söyledim,
Olur ya çikarsaniz “Boynuzlamasin seni” dedim.
Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM.
Bu mektup digerine benzemiyr degil mi?
Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM.
Dilindeki hece bir kursun gibi saplandi yüregime.
Tüm gece kanadi durmadan,
Gözlerim doldu aglayamadim.
Yataklara düstüm ne zamandir.
Ama iyi oldu aslinda
Seni umursamiyorum artik,
Sen ne demistin SERSERIM.
“Üzülme!”
Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum.
Lanet olsun sana SERSERIM.
Bu kadar degersiz miydi sevgim?
Biliyorsun ben seni çok sevdim.
Bu sana son mektubum SERSERIM.
Yak istersen,istersen baskalarina okut.
Ya da evet
Içip içip agla,
Ama sunu bil ki bu sana son mektubum.
Bundan sonra hain yazar mezar tasinda
Bir ölüsün artik sen hatiralarimda….

SERSERIDEN CEVAP
Bugün hiç beklemedigim bir anda,
Mektubunu aldim GÜZELIM.
Son mektubum demissin, inanmam
Sen dayanamazsin bensizlige,
Erirsin,bitersin günden güne.
Bak ne diyorum GÜZELIM
Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim
Sevinirsin belki.
Hediye olur ya da bir elma sekeri.
Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM.
Seni öptügüm o ilk ani hatirla,
Nasil da çocuklar gibiydin,
Bayilacaksin diye korkmustum GÜZELIM.
Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM?
Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum,
Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM,
Onlarin serefine içiyoruz.
Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum
“Üzülme” yazmissin
Sahiden dedim mi?
Içkiliyken herhalde, bilirsin.
“Yiktin” yazmissin
Sahiden yikildin mi?
Umursamazsin sanmistim
Takmazsin diye ummustum,
Ama madem beni umuttun,
Bu sana son sözüm olsun
Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM.

KIZIN ARKADASINDAN SERSERIYE
Seni tanimiyorum serseri,
Ama arkadasim seni çok sevdi.
“Son mektup” demisti dogru,
Hem o seni çoktan unuttu.
Seni çok begendim be serseri,
Belki seversin, belki de…
“Güzelim” demissin bizimkine,
Ben de seni zevkli bilirdim.
Ben ondan daha güzelim.
Bak serseri!
Ben seni ondan daha çok severim.
Telefon numarami yaziyorum,arkada,
Onu aradigin gibi beni de ara.
Ayrica senin güzel gariplesti bu ara
“Kalbim agriyor” diyor,
Doktor bir teshis koyamiyor.
Aman canim o da bir baska,
Aglasa da gülüyorum der etrafa
Sakin unutma beni ara.

SERSERIDEN ARKADASA
Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta,
Ben güzelimi sevdim herseyden çok.
O bana “serserim” derdi canindan koparcasina,
Sen ise “serseri” diyorsun sokakta kalmisçasina.
Senin gibi arkadas olmaz olsun.
Güzellige gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE.
Simdi birak bunlari “son mektup” derken yalan sanmistim
Daha beter içer oldum,
Her gece sarhosum.
Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana.
Simdi gerçekten mutlu mu?
Yoksa baskasini mi seviyor?
Hasta demistin,kalbinden hasta
Yoksa bu ask hastaligimi?
Benden baskasi ile…
Çabuk yaz arkadas
Herseyi arkadas, herseyi anlat bana.
Anladim ki yasayamam ben onsuz bu dünyada.

ARKADASTAN SERSERIYE
Afedersin serseri yanlis yapmisim ben,
O seni gerçekten çok sevmis.
Son nefesinde bile adini söyledi,
Yüregim parçalandi,anlayamazsin.
éSERSERIM” deyisini duysaydin gözleri kapanirken.
Askin öyle sarmis ki bedenini
Kaybedince, yasayamadi öldü iste.
Son mektunda ne yaptin?
Içip içip agliyor musun?
O simdi mezarinda huzurlu yatarken,
Yilanlara bile seni anlatir süphen olmasin.
Zaten mezar tasinda
“SENI SEVMISTIM SERSERI”
Yazisini görünce anlarsin.
Belki bir umut vardi yasamasinda,
Ama senin de ciddi olmandi.
“Birkaç gün çikalim” demissin ona.
“Elma sakari olur” demissin.
Iste o vurdu senin güzelini,
Indi zavallicigin yüregine.
Simdi mezarinda derin bir uykuda,
Sevgisi de sonsuzlasti onunla.
Aslinda o hiç istemedi öldügünü bilmeni
Ama dayanamadim yazdim iste.
Simdi ne yaparsin,nasil yasarsin?
Içer misin, adam mi döversin?
Sen de onu sevmissin öyle yazmissin,
Öyleyse birak askiniz yasasin.

SERSERININ ODASINDAKI NOT ;

SANA GELIYORUM GÜZELIM,
SENI SEVIYORUM GÜZELIM.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




16/1/2009 - Lütfen Duyarlı Olun

Lütfen Duyarlı Olun

Öldürülüyor Müslüman Kardeşlerim Öldürülüyor.Hemde hiç acımadan Gözlerinin yasına

bakılmadan öldürülüyorlar. Nasıl bir vicdandır bu nasıl bir din anlayışıdır bu, Hersey toprak mı,

paramı?…Keşke bende orda olsam keşke bende müslüman kardeşlerim için direnebilsem…

keşke bende atılan bombalara karşı bi çocuga kalkan olup koruyabilsem… Gözyaslarımızla

yanan ateşleri söndürebilceğimizi bilsek hiç durmadan ağlarız . Yeter bu acı yeter bu eziyet

yetmezmi o kadar insan… Doymadınız mı kana bu kadar mı gözünüz dönmüştü Keşke

canımı isteklerinizden degerli olsada bu savaşın bitmesi için versem Ne hakkınız var doğmayan

bebeğin hayatıyla oynamaya ne hakkınız var can almaya… Kimin yanına kalmışki sizin yanınıza

kalsın yaptıklarınız Yüreğiniz, tankları taşlarla durdurmaya çalısan çocuklardan büyükmü…

siz o kadar cesur olabilir misiniz? Götürün beni FİLİSTİN’e o tanklara bir taşta ben atayım!…



O çocukların yaşaması ugruna ben öleyim Bir yere kıvrılmış titreyen cocuklardan daha mı

önemli istekleriniz kefenlere sarılmıs yatan , yüregi kan aglayan analardan daha mı önemli

sordunuzmu kendinize hiç ya ben bu durumda olsaydım ya ailem olsaydı Hiç bir sey artık

yapılan bu vahşeti unutturamıycak ölümüne kadar düşmanımsınız ölümüne kadar topragın

altından emzikleri boynunda cıkarılan yavrular unutulmayacak yaptıklarınız yan
ınıza kalmıycak!


Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




16/1/2009 - Yüksek topukla rahat ayaklar!

Kategori: Guzellik
Yüksek Topukla Rahat Edin!


Ağrısız ve yorgun hissetmeden yüksek topuklu ayakkabı giymenin püf noktaları!
Yüksek topuklu ayakkabılar çoğu kadının tutkusudur. Vitrinde oldukça güzel duran ve beğenerek aldığınız yüksek topuklu ayakkabınızı giydinizde ayaklarınız ağrıyor ve yorgun mu hissediyorsunuz? İşte ağrısız ve yorgun hissetmeden yüksek topuklu ayakkabı giymenin püf noktaları!

1. Yüksek topuklu ayakkabı giymek istiyorsanız önce evinizde deneyin. Evde dolaşırken, iş yaparken yüksek topuklu ayakkabınızı giyin. Böylece yüksek topuklu ayakkabı giymeye daha çabuk alışır ve ayağınızı rahatsız edip etmediğini daha çok anlayabilirsiniz. Evde giymek sizi rahatsız etmeye başlayınca çıkartın. Yüksek topuklu ayakkabınızı dışarı çıkmadan 4-5 saat önce evde deneyin.

2. Haftada en az 2-3 kez yüksek topuklu ayakkabı giyin. Düz tabanlı ayakkabılar giyen biriyseniz, ilk başta yüksek topuklu ayakkabı giymek sizi rahatsız edebilir, ayağınızı tahriş edebilir. Özellikle yaz döneminde sürekli düz sandalet, terlik giyiyorsanız, ayaklarınız genişleyebilir ve dar kalıplı ayakkabıları giymekte zorlanabilirsiniz.

3. Ayakkabı giymeden önce ayaklarınıza e vitamini ya da aloe vera özlü nemlendirici sürün. Bu cildinizi nemlendirir ve burkulmalardan korur. Ayak cildinizin tahriş olduğunu farkettiğiniz zaman sürmek için yanınızda losyon bulundurabilirsiniz.


4. Her zaman yapıştırıcı taşıyın. Ayakkabınızın rahat olmadığını hissettiğinizde, bir iki hafta içinde topuğunuzun çıkacağını, kırılacağını aklınızda bulundurun. Rahatsız hissettiğiniz zaman ayakkabınızı gözden geçirin ve yapıştırıcıyla tamir edin. Bu sizi bir süre daha idare edebilir.

Öneriler

Uzun boyluysanız yüksek topuklu ayakkabı giymeyin. Sizin için en uygun seçenek orta yükseklikteki topuklu ayakkabılardır.
Yüksek topuklu ayakkabının içine ince çorap giyin. Bu ayakkabının derisinin ya da materyalinin ayaklarınızı vurmasını önleyebilir.
İçi yumuşak olan yüksek topuklu ayakkabıları tercih edin.
Yüksek topuklu ayakkabılarınızı sadece çok yürümeyeceğiniz ya da çok ayakta kalmayacağınız zamanlarda giyin. Yüksek topuklu ayakkabılar için en uygun yerler özel davet ve organizasyonlardır.
Dik yürüyün.
Giydiyseniz arabayla gidin.
Orta yükseklikteki yüksek topuklu ayakkabıları tercih edin.
Ayakkabılara çok para harcamayın.


Uyarılar

Yüksek topuklarla yürürken dikkatli olun, bir yere takılıp düşebilir ve incinebilirsiniz.
Kirli ve kaygan zeminlerde, açık alanlarda yüksek topuklu ayakkabı giymeyin.


Bilmeniz gerekenler

Yüksek topuklu giyseniz bile bacaklarınız olduğundan daha seksi görünmez.
Yükseklik her zaman iyi ve zayıf görüneceğiniz anlamına gelmez.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




22/9/2008 - Forum

Arkadaşlar ben bir forum kurdum lütfen forumuma üye olun.
http://rackim.yetkinforum.com/ işte bu

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




10/6/2008 - BURÇLARIN KÖTÜ YÖNLERİ

ARKADAŞLAR BURÇLARIN HEP İYİ YÖNLERİ SÖYLENİR BİZ BU KURALI BOZDUK VE KÖTÜ YÖNLERİNİ SÖYLEDİK...

KOÇ

Sözünde duramayan, özgüveni olmayan, gıcık şahsiyet. Hayat boyu illa birileri onu iteleyecek. Var ya, bütün ev kuşları, ana kuzuları genelde bu burçtan çıkar. Bunun sevdası bile bir halta yaramaz. Genelde platonik takılır haspam. Yoktur ki cesaret denen şeyin zerresi bunda, gidip de söylesin. Hadi bir mucize oldu zar zor söyledi ve siz de bir halt edip buna uydunuz. Eğer uçarı, hayatla eğlenen, aşkta heyecan arayan bir kişi iseniz bittiniz kuzum siz. Duygusal takılır bu koçlar. Sıkıcı mı sıkıcıdır. Her an ahlanmaya meyillidir. Ona bir şeyi bin kere anlatın anlamaz. Bir de anladım havaları ve sonunda anlattığınız şeyin tam tersine yorumları yok mudur.Deli olursunuz. Soru sorup ne olduğunu anlamaya kapasitesi yetmez. Ama toplum tarafından sevilir. Niye, çünkü kendinden başka kimseye bir zararı yoktur. Öyle hileyi, yalanı becerecek zeka yoktur ki onda. Siz ona fıkra anlatın o gülsün, bir şey anlatın o dinlesin. Başka bir işe yaramaz. Kıskanç, gıcık ve sıkıcıdır. Siritiyor

BOĞA

Bunun var ya, insan beynini yormaktan başka bir şey yaptığı yoktur. Orda burda arkanızdan atar tutar. Hele de size karşı ilgisi var ve siz ona karşı kayıtsızsanız yandınız demektir. O zaman her şey beklenir bundan. Yerin dibine sokar sizi. Artık saçınızı başınızı mı yolarsınız, sinirden alkole mi başlarsınız, o sizin tercihiniz. Melek yüzlü şeytandır bu boğalar. İntikamcıdır. Hayatta pek bi halt olmazlar. Ailelerinin durumu iyi değilse vay hallerine. Her şeye löp diye konmak isterler. Çok param olsun, en güzel sevgili benim olsun, olsun, olsun, olsun.... Kendini dünyanın merkezi sanır. Sizden çıkarı varsa sizden iyisi yoktur bunlar için. Genelde evde kalmışların burcudur. Ya evlenmezler, ya da geç evlenirler. Zaten kim ne yapsın bu uyuzları. Erkenden mezara sokar sizi. Bunun tek boğalığı burcunun ismidir.* Aslında akreptir bu akrep. Holey

İKİZLER

Dönek, iki yüzlü, karakter çorbası, tek başına tek bir işe bile yaramayan asalak. Tatlı dilli yılan. Bu var ya, bu, hayatı boyunca onu bunu sömürüp durur. Bol organizasyonlu, bol dedikodulu, fesat mı fesat, defolu tipin tekidir. "Hadi arkadaşlar şunu yapalım..." "Aaa ayıp ettin tabii ki gelirim...." "borcum olsun... " en çok yalanlarından bir kaçıdır. Çok iyi yalan söyler. Gevezedir de. Sır tutamaz. Boştur bunun ağzı. Ayaklı Gazete dedikleri türdendir. Gezsin, tozsun, eğlensin, o kadar. Öyle sıkıya mıkıya gelemez fazla. Laf olsun diye konuşur, evlenmek için evlenir, desinler diye yapar. Bir sözü diğerini tutmaz. Yanında kimse olmayınca da korkağın tekidir. Habire birilerinin , bir şeylerin arkasından konuşur. Onun arkasından konuşur, bunun peşinden konuşur. Ha babam konuşur. Güvenilmez tipin tekidir bu. Ama şeytan tüyü vardır bunlarda. Kendini affettirmeyi iyi becerir. Çabuk kandırır karşısındakini. En dikkat edilmesi gereken burç grubudur. Siritiyor

YENGEÇ

Kendini akıllı sanan, saftoriğin biridir. Herşeye kolayca inanır. Gidenin ardından asırlarca yas tutar. Bir de bir gün herşeyin iyi olacağına ilişkin paranoyası yok mudur. Gel de çıldırma. Onu dış görünüşünden daha çok ilgilendiren bir şey yoktur bu dünyada. Birkaç iltifatta yelkenleri suya indiriverir hemen. Bencilin tekidir. Her şeyin en iyisini, en doğrusunu kendisinin bildiğini sanır. Sanki bu dünyaya yüce bir görev için gelmiş gibi davranır. En az bir koç kadar ana kuzusudur bu. Bir de hayat boyu yaslanacağı bir duvar olsun ister. Bir gün melek, bir gün şeytandır. Yani bir türlü çözemezsiniz onu. Sürekli gelgitlerde yaşar. Tehlikelidir. Insanı kolayca avucunun içine alır. Eğer nefretini kazanmışsanız dikkat. Böyle durumlarda öfkesi henüz tazeyken pek çevresinde durmayın. Çünkü o zaman yapmayacağı şey yoktur. İlişkilerinde zordur. Birini severse onu sanki malı gibi sahiplenir, ama gözü de sürekli dışarıdadır. Bu uyuzla dostluk neyse de, aşk asla. Çünkü kaprisleriyle sizi hayatınızdan bezdirir. Siritiyor

ASLAN

Bu aslan var ya aslan. Bu komedi şey kendisinin gökten zembille indiğini sanır. Bu ıssız bir adaya düşse, yanında isteyeceği üç şeyden biri aynadır. Kendinde şeytan tüyü olduğunu düşünür. Sanki bu olmasa çevresindeki hiçbir şey düzgün gitmeyecek zanneder. Oysa en büyük yamuk kendisidir. Bunu bir odaya iki gün kapatın kesin ölür. Hele bir de odada ayna yoksa iki gün bile sürmez. Özgürlüğü asla vazgeçemeyeceği şeydir. Saftır aslında bu. Kuş kadar beyni olan bir insan bile bunu kolayca kandırabilir. Öyle ince detaylardan pek anlamaz. Bir yalan söylediğinde ya da gizli bir iş yaptığında kısa sürede kendini ele verir. Çünkü plan yapacak, yaptığı planı doşru düzgün uygulayacak, hadi diyelim uyguladı, saklayıp gizleyecek kadar potansiyel yoktur onda. Sakın bu aslan megolamanına nasıl göründüğünüze dair bir şey sormayın. Çünkü siz kendinizi ne kadar mükemmel hissederseniz hissedin, o olumsuz bir şey bulacaktır. Bu şahsiyetle kavga ettiğinizde, size saldıracağı ilk konu dış görünüşünüz olacaktır. Kilonuzdan tutun da, gözlerinizin şaşılığına, dudaklarınızın inceliğine kadar v.s ne varsa onu fazlasıyla ilgilendirir. Ruh sağlığınız açısından tehlikelidir. {#emotions_dlg.cheesy}

BAŞAK

Hemen hemen her şeye kolayca uyum sağlar. Çünkü başka türlü ortam yapamaz, çevre genişletemez. Sırf çevresindekiler eksilmesin diye kendi fikirlerini savunmaktan korkar. Zaten kim karşısında her söylediğine he diyen bir tip istemez ki. Bunun en sinir bozucu huyu, insanlarla konuşurken onların, rahatsız edecek kadar gözlerinin içine dik dik bakmasıdır. Genelde efendi takılır. Ama içten içe her türlü çılgınlığı yapmaya meyillidir. Şıpsevdidir, sessizdir, kuruntuludur ve genelde dalgındır. Sizinle konuşurken çoğunlukla kafasından başka şeyler geçer. Yaptığı iyilikleri en ufacık bir hatanızda her an başınıza kakabilir. Fazla alaturkadır. Ayrıca saplantılı tipin tekidir. Şıpsevdiliğine rağmen birine kafayı taktığı zaman karşısındakini bayana kadar zorlar. ilişkilerinde romantik olmaya çalışır. Ama bir süre sonra can sıkar. İçmeyi pek bilmez. Hele de morali bir şeye bozuksa ki, genelde bir şeye bozuktur, içmeye gidilecek en son kişidir. Hadi iyi niyetiniz size bir halt etti ve gittiniz, o zaman yanınızda onu bir nebze susturmak için bir bant bulundurun. Normalde pek konuşmayı ve diyalog kurmayı bilmeyen bu şahıslar, içtiklerinde yerdeki taşla bile konuşurlar. Onlar için yarın değil, bugün önemlidir. Genelde karakteri oturmamış kişilerdir. Siritiyor

TERAZİ

Mıy mıy terazi, dır dır terazi, ıyy bu var ya bu bıdı bıdı konuşur. Soğuk nevalenin tekidir. Bunu en çok kendisi sever, sonra annesi, sonra varsa teyzesi... sonra, sonra bunu kimse çok sevmez. Canınız sıkıldığında en son arayacağınız kişi olmalıdır. Çünkü sizin ufak bir moral bozukluğunuzu dahi depresyona kadar götürür. Kafasını her şeye takar. Gelgit akıllının tekidir. Bir gün size çok yakın davranır, ertesi gün bir bakarsınız suratınıza dahi bakmıyor. Sırlara, gizemli şeylere çok meraklıdır. Müthiş bir dedikodu deposudur. Kim kiminle ne yapmış, bilmem kim nerde ne etmiş, miş de miş miş... Hemen hemen çoğunu bir yerlerden duyar, görür, bilir. Yapmacık beyinlinin tekidir. Akıllı takılır, takıldığıyla kalır. İnsanı boğan, sıkan bir havası vardır. Başta zor bir ihtimalle de olsa size çekici ve ilginç gelse bile, sonrasında mazoşist değilseniz şayet, kaçacak delik ararsınız. Yemeğe düşkündür. Özentinin tekidir. Çevresi tarafından robot, soğuk ve dengesiz olarak tanınır. Tatminsizdir. Son not olarak, çok fazla dikkate alınacak biri değildir. Siritiyor

AKREP

Çevresine genelde ılımlı ve temiz kalpli havası veren akreplerin, insanları dumura uğratmakta üstüne yoktur. Kuşkucu, kıskanç ve iki yüzlünün biridir. Size ne zaman hangi yüzünü göstereceğini de asla kestiremezsiniz. Bazen şefkatli, sıcak, bazen de saldırgan ve soğuk bir buzdolabı gibi olur. Sizin yüzünüze gülüyor olması, asla size karşı iyi niyetler beslediğinin garantisi değildir. O tam bir tiyatrocudur. Hat safhada bencildir. Bu var ya bu, öyle melun bir şeydir ki, Allah bunun şerrinden düşmanımı bile korusun. Kafaya koydu mu yapar bu. Vücut dilini çok iyi kullanır. Yüz mimikleri en çok olan insan tipidir. Her olaya , her şeye bir mazereti vardır. Çok dikkatli ve akillidir. Avına sinsi sinsi yaklaşır. Eğer çevrenizde bir akrep varsa, bence onunla kesinlikle dost olmaya çalışın. Kıskançlığı yüzünden yapmayacağı şey yoktur bunun. Sürekli ilginin kendisinde olmasını ister. İnsani çileden çıkaracak kadar kendine güveni vardır. Burcunun adi gibi akrebin tekidir. Melek yüzlü şeytan lafı sanki bunun için söylenmiştir. Siritiyor

YAY

Ah sen var ya sen... Düzenbazlar düzenbazı, dedikoducu ve bir o kadar geyik insan. Senin adam olman için kafana taş düşmesi veya birinin başına balyozla vurması falan mı lazım? Nedir bu gevezelik. Bu konuşur, konuşur, çenesi de yorulmaz. Beleşe bayılır. Ben yaptım, ben ettim havaları yok mudur bunun, insanın gırtlağına yapışıp boğası gelir. Heyecan manyağıdır bu. Bağımsızlığına en düşkün burçtur. Duruma, ortama göre anında değişirler. Nabza göre şerbet verirler. Buna gazı verdin mi bir daha tutamazsın. Bir şeyi abartmağa bayılır. En ufacık , en basit olayı bile süsleyip öyle anlatırlar size. Dikkat yoksunudur bu yaylar. Allah bunların sevgililerine de sabır versin. Bir insan ancak bu kadar kaprisli olur dedirtir insana. Bardağın hep dolu tarafını görecek kadar, hayattaki olumsuzluklara gözlerini kapatırlar. Sıkılınca kaçarlar. Eğer sonunda bir çıkarları yoksa, mücadele etmeyi pek sevmezler. Bunların burcunun adı yay değil çakal olmalıymış aslında. Bunlar için hayatta kendilerinden daha önemli hiçbir şey yoktur. Biten ilişkilerinin ardından konuşur, kızdığı arkadaşlarının arkasından atar tutarlar. Bu yüzden pek güven vermezler insana. Daha nasıl güven versin ki, sırf heyecan için yaşayan, dedikoducu tip demedik mi? Bir şey biliyoruz da söylüyoruz herhalde. Siritiyor

OĞLAK

İnatçı keçi seni. Seni gurur budalası, pire için yorgan yakan şapşal seni. Dobralıkla patavatsızlığı bunun kadar karıştıran başkası yoktur şu cihanda. Her an bir siniri krizi geçirmeye müsaittir. Onun için o daha iyi, bu daha kötü gibi bir ayrım genelde yoktur. İki şey arasında kıyas yapamayacak kadar absürt ve gereksiz bir insandır. Bu nedenledir ki, çok mecbur kalmadıkça saçlarınızın yeni şeklini, kıyafetinizde yaptığınız değişikliğin nasıl olduğunu, bu rüküşten veya daha doğrusu bu garip insandan başka birine sorsanız iyi edersiniz. Yani biraz kaz kafalının tekidir. Onun aklı fikri arkadaşlarıdır. Sonra da onlardan yer nanayı , görür Hanya’yı Konya’yı. Özel hayatının didiklenmesinden hiç hoşlanmaz. Sanki kimin umurundaysa, bunun kendi gibi sıkıcı kurallarla boğulmuş özel hayatı. Eğer bir filmi onunla birlikte izleme gafletine düştüyseniz şayet, size durup dururken, oyuncunun en son ne söylediğini sorar. Filmin her sahnesinde yorum yapar, o da olmadı absürt bir şey bulur kafanızı karıştırır. Olmadık yerde güler, olmadık yerde soru sorar. Onu sorar, bunu sorar... Sanki mezar taşına yazdıracak, yıllarca bilmem kimlerin canına tak ettirip öğrendiği onca gereksiz bilgiyi. Siritiyor

KOVA

Görgüsüzün biridir. Yaşantısı boyunca kompleksleriyle hem kendisini hem de çevresindekileri canından bezdirir. Özentidir, ayrıca basmakalıp tipin de biridir. Değişime pek açık olduğu söylenemez. Okul hayatının parmakla gösterilen parlak çocuğu değildir. İş hayatında ise hep kolay işleri tercih eder. Potansiyeli daha fazlasına izin vermez. Olsa da olur, olmasa da olur tipin tekidir. Yemeğe olan düşkünlüğü de ayrı bir mevzudur. Genelde obezler bu burçtan çıkar. Yani yakınınızda bunlardan bir iki tane olması sakıncalı değildir. Genelde sizi kompleksleriyle bunaltır ama onun dışında, diğerlerine göre daha zararsızdır. Yıllar sonra bir anıyı hatırlayıp efkarlanır bu yaylar. Pek nostaljiklerdir. Onu bunu yıllar sonra hatıra olur diye saklamaya bayılırlar. Her ne kadar içlerinden bazıları, ağır abi, hanım ağa gibi bir görüntü çizseler de, hemen hemen hepsi sulu gözlü, duygusal tiplerdir. Siritiyor

BALIK(BENİM BURCUM)

Ah sana ne desem bilmiyorum ki. Saf mısın, salak mısın? Yüz yıl yaşasa, olgunlaşacağına daha da bir çocuklaşır bu. Ona kırılır, buna alınır, küser, kızar.... Ayyyy... İnsanın bunu düşünürken bile içi daralır. Hayatta zaman zaman önüne çıkan fırsatları bir türlü değerlendiremeyen beceriksizin tekidir. Yaşamı boyunca kolay yoldan para bulmayı hayal eder. Zaten uyumadığı anlarda, çok az istisnai durum dışında genelde hayal kuruyordur. Hep çelişkilerle doludur. Bir de sanki hiç olumsuz huyu yokmuş gibi, bir kuru inadı vardır ki... Tam bir karın ağrısı, baş belasıdır. Bunun huyuna, suyuna git, sonra canın ne istiyorsa yaptır buna. Ama bana sorarsan kendin yap daha iyi. Tam bir bunalımdır. Bir şeye moralinin bozulması için nefes alıyor olması bile yeterlidir. Ona sorsan hayatta en büyük acıları bu çekmiştir, gelen buna vurmuştur, giden buna vurmuştur. Ah zavallı daha ne yapsındır ki. Bunun bindiği gemi batar, tuttuğu dal kırılır. Anılarla yaşamağa bayılır. Geçmişinden asla sıyrılamaz. Dış görünüşe çok fazla önem verir. Öyle lider olmak gibi bir kaygısı yoktur, kıyıda köşede kendine bir yer bulsun yeter. Onu mutlu etmek neredeyse imkansız gibidir. Herhangi bir şeye bile hemen sevinebilir, ama asla mutlu olmaz. Şahsiyetsiz, karamsar, olsa da olur ama olmasa acaba daha mı iyi olurdu dedirten tuhaf insanın tekidir.KararsizGözler

YORUMLARINIZI VE DÜŞÜNCELERİNİZİ BEKLİYORUM...

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




21/5/2008 - Öğrencilere 1 hafta erken tatil...:)

Kategori: Haber


Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSS ve OKS'ye girecek öğrencilerin 1 hafta erken tatile gireceğini açıkladı. Öğrenciler bu zaman zarfında idari izinli sayılacak. 

 

 

 

 

 

 

 

 

MEB, 15 Haziran'da yapılacak ÖSS sınavından bir hafta öncesi için tatil kararı aldı. 15 milyon öğrenci ve 600 bin öğretmen yaz tatiline hazırlanırken, MEB'den öğrencilerin daha rahat sınavlara hazırlanabilmesi için ilk erken tatil kararı geldi.  Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yayınladığı genelgeyle lise son sınıf öğrencilerinin ÖSS'ye daha rahat hazırlanabilmeleri amacıyla 9-13 Haziran 2008 tarihleri arasında izinli sayılacaklarını bildirdi.
 

 

SINAV MARATONU BAŞLIYOR
 
Yeni düzenlemeler ile 10 Eylül 2007 Pazartesi günü başlayan 2007-2008 eğitim-öğretim yılın 3 hafta sonra 13 Haziran'da sona eriyor. Milyonlarca öğrencinin kaderini de belirleyecek SBS, OKS ve ÖSS sınavları da Haziran ayında yapılacak. 2008-2009 eğitim-öğretim dönemi ise 15 Eylül 2008 Pazartesi günü başlayacak.


DÜŞÜNCELERİNİZİ BEKLİYORUM....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




web master aracları sitene ekle hitine hit kat



<****** src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/**********"> <****** type="text/**********"> _uacct = "UA-482556-13"; urchinTracker();